«

»

Ağu 17

Evlilik Sorunları

Uzun zamandır sürdürdüğüm evlilik ve ilişki danışmanlığı sürecinde danışanlarımın şu sözleriyle çok fazla karşılaşmışımdır: “Tunç Bey, acaba bizimkisi gibi bir evlilik, ilişki yaşayan var mı?” ya da “Tunç Bey, neden evliliğim bu kadar acı veren bir şeye dönüştü? Neden BEN?”

Bütün bu insanlar, evliliklerinde ya da ilişkilerinde acı çekmekte olan, ilişkilerini içinden çıkılmaz bir sorunlar yumağı olarak gören, artık bir şeylerin düzelmesi için çok geç olduğunu düşünen ve her şeyden önemlisi bütün yaşadıklarının sadece kendi başlarına gelen bir durum olduğuna güçlü bir şekilde inanan insanlardı. Onlara söylediğim temel yanıt şudur: “Merak etmeyin bunları yaşayan ilk ve son insan siz değilsiniz.” Ancak ruhsal ve duygusal anlamda acı çektikleri için ilk aşamada bu sözlerimin inandırıcılıktan uzak olduğunun da her zaman farkındaydım.

Yaşamsal bir sorun yaşadığımızda benzer sorunları yaşayan insanların neler düşündüğünü ve neler hissettiğini ve sorunlarına nasıl yaklaştıklarını merak ederiz. Aslında bir anlamda bizimle benzer bir sorunu yaşayan bir insanın var olduğunu bilmek bile bize iyi hissettirir. Tek başımıza olmadığımız duygusu yaşatır. Bazen daha ağır sorunlar yaşayan insanlar olduğunu görür ve kendimize acımaktan vazgeçeriz. Bazen de başka insanların anlattıkları kendi yaşadıklarımızla ilgili iç görümüzü etkiler. Farkındalığımız gelişir ve sorunlarımıza farklı bir pencereden bakmaya başlayabiliriz.

Tüm bu düşüncelerim doğrultusunda evliliğinde ya da ilişkisinde sorun yaşayanlara faydalı olacağına inandığım, yıllar içinde gerek internet üzerinden gerekse birebir terapi süreçlerimizde benimle yaşadıklarını paylaşan insanların duygu ve düşüncelerini sizlerle paylaşmak istedim. Bu paylaşımda GİZLİLİK İLKESİ gereği kişilerin özel bilgileri saklı tutulmuş, kişilerden izin alınmış ve kimliklerini açığa çıkartacak herhangi bir ifadeden özellikle kaçınılmıştır. Sizler için faydalı olacağına inanıyorum…

 

Ne istiyoruz? Neden evleniyoruz?

Mutlu, sağlıklı, huzurlu bir yaşam sürdürmek için, destek almak ve destek vermek için, sevmek ve sevilmek için, hayata karşı daha güçlü durmak için, bir aile olmak için, hayata dair iyi, kötü, güzel, çirkin her şeyi paylaşmak için evlenmeliyiz. Dahası, toplumun ve geleneksel kültürün bir dayatması olarak, artık yaşımız geldi diye değil; bir insanla güzel ve sağlam bir ilişkimiz olduğu için, onu sevdiğimiz ve ona tam güvenimiz olduğu için evlenmeliyiz. Oysa ülkemizde insanların çoğu toplumun, kültürün ve ailelerinin baskısına dayanamayarak evlenmektedirler. Mutsuzluk kaynaklarından en önemlisi budur. Sonrasında aileler devreye girerler, uygun bir kız ya da oğlan bulunur, ailelerin belirlediği kriterler gözden geçirilir ve evliliğe adım atılır. Oysa kadın da erkek de birbirlerini gerçek anlamda tanımamaktadırlar. Gençliğin vermiş olduğu deneyimsizlik, coşku ve ailelerini mutlu etmenin heyecanıyla evliliğe adım atarlar. Sonrasında zamanla tüm uyumsuzluklar ve sorunlar tek tek açığa çıkar. Eğer açığa çıkan kişilik özellikleri ve beklentiler arasında uyum varsa çift mutlu olur. Ancak çoğu zaman uyum değil uyumsuzluk açığa çıkar. Sonrasında birbirini değiştirme çabaları, ego savaşları, kontrol kurma çabaları ve gereksiz binlerce tartışma ilişkiye hakim olur. İlişki adeta egoların savaşına dönüşür, bir tür güç mücadelesi, rekabet alanı, savaş alanı olur. İşte bu noktadan itibaren ilişki yavaş yavaş erimeye ve bitmeye başlar.

Mutsuz evlilikler diyarı burası. Birbirlerine dokunacak kadar yakın ama hiç bir şey paylaşamayacak kadar uzak olan çiftlerin diyarı. İletişimi, paylaşımı çoktan yitirmiş ancak toplumsal bir şablon olarak evliliklerini devam ettirmeyi seçmiş, korkularıyla yüzleşemeyen insanların diyarı. Ve bunun bedelini ruh sağlıklarını kaybetmiş, mutsuz, kendini gerçekleştirmekten uzak insanlar olarak ödeyenlerin diyarı. Çocuklar var diye, bu saatten sonra kiminle nasıl birlikte olurum diye, kurdukları düzen bozulmasın diye, aileler ne der diye, dul bir kadın damgası yerim diye ve daha bir çok korku ve kaygıyla mutsuz evlilikler yıllarca sürer gider. Yıllarca hiç bir şey sorgulamadan, kendisini eşlerine adayan ve bunun bedelini genellikle hayal kırıklığıyla ödeyenlerin diyarı.

İnsanların evliliklerinde bu kadar mutsuz olmalarının nedenleri üzerine mesleki yaşamım boyunca uzun süre düşündüm. Sorun neredeydi? Ailelerde mi? Toplumda mı? Kültürde mi? Yoksa insanların kendisinde miydi? Bu, yanıtlanması en zor sorulardan biriydi benim için. Yıllarca aile, ilişki danışmanlığı için bana başvuran bireylerin genel bir analizini yaptığımda ilişkilerdeki mutsuzluğu tek ve genel bir faktörle açıklamak nerdeyse imkansız. Bir çok faktör var ve her mutsuz ilişkide bir başka faktörün ağır bastığını gördüm.

Atılan imzanın ya da bize verilen evlilik cüzdanının ilişkinin devamlılığı ve kalitesi açısından hiçbir faydası olmadığını danışanlarıma da sürekli belirtmekteyim. İlişkinin devamlılığını ve kalitesini sağlayan temel faktörler paylaşımlarımız ve aramızdaki iletişim, sevgi ve güvendir. Her insan ilişkisinde karşısındaki insanın hayatının merkezinde olduğunu hissetmek ister. Onun için anlamlı, özel, vazgeçilmez, değerli, eşsiz olduğunu hissetmek ister. Aslına bakarsanız tüm çatışmaların kaynağında da bu duyguların hissedilememesi yatmaktadır. Bazı çiftler (özellikle de erkekler) evlilik cüzdanını ya da atılan imzayı ilişkinin bir anlamda tapusu gibi algılama yanlışına düşerek ilişkinin sürekli ilgi ve çaba isteyen, beslenmesi gereken bir organizma olduğu gerçeğine gözlerini kapatmaktadırlar. Evet, ilişkilerimiz tıpkı yaşayan canlı bir organizma gibidirler. Bir bebek gibi, bir çiçek gibi beslenmeye, bakıma, ilgiye ve sevgiye muhtaçtırlar ve ancak bu şekilde gelişip büyüyebilir ve güçlenebilirler. Beklentilerimiz ve ihtiyaçlarımız sürekli kendisini yeniler. Bir kaç yıl önceki ilişkiye bakışımızla, beklentilerimizle ve ihtiyaçlarımızla şu ankiler farklılık gösterebilirler. Ve bir kaç yıl sonrakiler de bu günkünden farklılık gösterebilir. Çünkü sürekli bir değişim içindeyiz ve biz değişip geliştikçe ilişkiden beklentilerimiz de değişecektir. Bu değişime uyum sağlayabilmek için çiftlerin arasındaki bağlar sıkı örülmüş olmalı, paylaşımlar ve iletişim sağlıklı olmalıdır.

Kendilerini ve ilişkilerini beslemeyi unutmuş bir çok çiftin evliliklerini toplumsal bir şablon, görev gibi sürdürdüklerini görmekteyim. Dışarıdan bakıldığında evi olan, arabası olan, çocukları ve meslekleri olan mükemmel evli çiftler, ancak içeriden baktığınızda aralarındaki paylaşımlar azalmış, iletişimsizliğin en üst seviyede olduğu, “keşke evli olmasaydım” duygularıyla yanıp tutuşan bireyler görürsünüz. Birbirlerini aldatan, dışarıda kendilerine yeni yaşam alanları açarak evliliklerindeki mutsuzluğu ve doyumsuzluğu örtmeye çalışan, kendisini işine ya da çocuklarına adayan bireyler görürsünüz. Ve böylece yıllar akıp geçer. Sonra da her iki taraf da yaşamlarını değiştirmek ve bir şeylere başlamak için çok geç olduğu duygularıyla mutsuz evliliklerini ve düzenlerini devam ettirmeyi seçerler.

Tüm bu insanların evlilikleriyle veya ilişkileriyle ilgili paylaştıklarından şu sonucu çıkarmamız mümkün. KİMİNLE EVLENDİĞİNİZE DİKKAT EDİN.. Çünkü hayattaki en önemli seçim eş seçimidir.

Bu kişiler çok iyi niyetlerle ve olumlu duygularla ve belki de bir yaşam boyu birlikte mutlu olacaklarına inanarak evliliğe adım attılar. Ancak çoğunun ilişkisinde sonuç hiç de bekledikleri gibi olmadı.

Evliliğin bir oyun ya da bir macera olmadığını ve tüm yaşamınızı etkileyeceği gerçeğini kavrayarak evliliğe adım atın. Her şey yolunda görünse de eğer imkanınız varsa mutlaka “Evlilik Öncesi Danışmanlık” desteği alarak ilişkinizle ilgili çok daha fazla farkındalık kazanın. Bir uzmanın objektif değerlendirmeleri ve analizleri ilişkinizin evlilik boyutunda nasıl bir şeye dönüşeceğiyle ilgili size ciddi farkındalıklar kazandıracaktır. Böylelikle bazı olası risk faktörlerini önceden belirlemeniz ve önlemler almanız mümkün.

İlgili Makaleler

Tunç Tataker on EmailTunç Tataker on InstagramTunç Tataker on Twitter
Tunç Tataker
Makalemi okuduğunuz için teşekkürler. Dilerim sizin için faydalı olmuştur. Makalemi beğendiyseniz diğer kişilerin faydalanması amacıyla sosyal ağ hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Benimle iletişime geçmek isterseniz İLETİŞİM sayfasında yer alan iletişim formunu kullanabilirsiniz. Benimle ilgili daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyorsanız HAKKINDA sayfasını inceleyebilirsiniz. Ayrıca www.tavsiyeediyorum.com sitesinden danışanlarımın yorumlarını okuyabilirsiniz. Mutlu ve huzurlu bir gün dilerim. Sevgi ve Saygılarımla..

Yorum Ekle

error: © Tüm Hakları Saklıdır